Gölyazı Tarihçesi

Gölyazı’nın Tarihçesi

Bursa’dan İzmir’e uzanan karayolunun 35. kilometresindeki Gölyazı levhaları, zeytinlikler eşliğinde kıvrıla kıvrıla Apolyont’un kıyısına çıkarıyor yolcularını. Uluabat Gölü ya da eski adıyla Apolyont’a uzanmış ince uzun bir yarımadanın üzerine kurulu kırmızı kiremit çatılı evleriyle Gölyazı, bir kadının boynundaki alımlı bir kolyeyi andırıyor ilk bakışta. Gölün kuzey kıyısında, küçük bir yarımada ile hemen karşısındaki adacığın üzerine kurulan köyün iki yakası, ayaklarında “Her gidiş aynı zamanda bir dönüştür” yazılı ince uzun bir taş köprüyle birbirine bağlanıyor. Milattan önce 4. yüzyılda kurulan Apollonia antik kentine ev sahipliği yapmış olan,Osmanlı Dönemi’nde Türklerle Rumların, bugün ise daha çok mübadele ile Selanik’ten göç edenlerin yaşadığı Gölyazı’da, şaşırtıcı hikâyeler uzun yolculuklarla kesişiyor. Gölün suyu yükselip adaya dönüştüğünde, ayaklarında “Her gidiş aynı zamanda bir dönüştür” yazılı bir köprü iki kara parçasını birbirine bağlıyor. Nesiller, yolculuğun hem ilk hem de son adımı olan bu sözü okuyarak geçiriyor günlerini, yıllarını... Yaşayıp unutulsa da hatırlanıp anlatılsın diye yolculuğun hikâyesi, göl bu vecizeyi bazen suları altında saklıyor, bazen de görünür yapıyor.

 

Modern zamanlara inat Gölyazı’da son söz hâlâ doğada. Tektonik bir çöküntü sonucu oluşmuş, 156 kilometrekare büyüklüğündeki Uluabat, en derin yeri 10 metreyi geçmeyen sığ bir göl. Türkiye'nin 10. büyük gölü olan ve 1,5 milyon yıl yaşında olduğu tahmin edilen Uluabat'ın en önemli özelliği, dünya genelinde sadece 40 gölün sahip olduğu 'Yaşayan Göl' unvanını taşıması. Uluslararası sözleşmelerle koruma altına alınan Uluabat, hem Türkiye'nin en geniş nilüfer çiçeği yataklarına sahip hem de Türkiye’deki önemli kuş alanlarından biri. Nesli tükenme tehlikesi altında olan küçük karabatak ve tepeli pelikanlar hala Uluabat’ta görülebiliyor.

 

Tamamı birinci derece sit alanı olan Gölyazı, 2006'da Tarihî kentler Birliği'ne üye oldu. 2005'de, Toplum Gönüllüleri Vakfı TOG üyesi gençler 200 evi boyadı, tamiratlar yaptı. 2006'da ise Avusturya, Hollanda, Fransa ve Kanada'dan gelen sanatçılar Gölyazı'yı açık hava müzesine çevirdiler. Yüzyıllık Rum evleri, koruma altındaki kuşlar, gölgesi 400 metreye yayılan 740 yıllık anıt ağaç "Ağlayan Çınar”, 19. Yüzyılda inşa edilen, Yunan klasik mimarisinin önemli örneklerinden biri olan Hagios Panteleiman Kilisesi Gölyazı’nın güzelliklerinden sadece birkaçı.